18 Temmuz 2007 Çarşamba

tabire muhtaç bir hayat

rüyamda anneannemi gördüm. nefis kurabiyeler pişirmişti. öyle böyle değil. görünüşü bile iştah açıcı... esmerlerdi, çikolata parçacıkları muhteva ediyorlardı ve bir kısmının üzerine pudra şekeri serpilmişti. pek çaktırmıyorlardı ama böyle tuhaf bir yumuşaklıkları vardı. lezzeti muhteşemdi. tadı damağımda kalmamıştı uyandığımda amma çok çok lezzetli olduklarını biliyorum. sabah anneannemi arayıp tarifini istedim, bilmiyormuş :) ben rüyalara inanırım, yaşadıklarımdan çok onlara inanırım. mesela köpeklerden korkmazdım, bir gece rüyamda bir köpek bana saldırdı... ağaçtan üstüme doğru atladı. ertesi gün köpeklerden korkar oldum. sonra geçti gerçi... ama burada asıl mesele eskiden evimizde (sizi tenzih ederim, hakikaten ve sadece bizim evimizde) kekler, börekler, kurabiyeler pişirildiği halde şimdi hazır kekun paketlerinin mutfak masası üzerinde ya da erzak dolapları içinde yalnızlığına terk edilmiş olması. artık kek-kurabiye yapmak çok kolay ama yapan yok. annem yaşlandıkça modernleşiyor; ben büyüdükçe tembelleşiyorum. öyle böyle bir tembellik değil, elime koluma yapışmış beni ha babam dibe çekiyor. galiba blog yazanların ortak noktalarından biri bu türden bir tembellik, neşeli zevata zor rastlanıyor; rastlansa bile onların blogları bir farklı oluyor. kendimizden başka paylaşacak birşeyimiz kaldı mı? ve çok düşünür, konstantre olursam anneannem bu gece rüyamda kurabiye tarifini verir mi?
*şu kurabiye resmi var ya, işte onu www.delicederfrance.co.uk diye bir adresten buldum. hiç, benim rüyamda görüğüm kurabiyelere benzemiyor; belki andırıyor. dediğim gibi bizim evde artık bu tip şeyler yapılmadığından kendi çektiğim bir kurabiye resmini gösteremiyorum. resmi bulduğum adresi bilelim de sonra başımız ağrımasın, "hırsıııız, hırsızsın sen!" diye..

1 yorum:

pessoa dedi ki...

Aklımız karışıyor ya yaşadığımız zamana artık, koca koca kitaplar devirdik ya reçel yapan kadınlar, ev kadınları, kadın kimliği, iş kadınları, hem bebek hem kariyer yapan kadınlar hakkında, hangi birisi olduğumuza bi türlü karar veremedik ya hani, yaşam duvarına yorumumuz sızıyor ister istemez, öyle çok isim öğrendik ki.
Oysa bazen işte, çikolata parçacıklı bi kurabiye kadar basit hayat, dokunduğunda elinde kırıntılarını bırakan, kokusu seni çocukuğuna götüren, adına anneanne dediğimiz, okuduğumuz onca şeye bakarsak hayatını hayatını körelttiğini düşünmek zorunda kaldığımız ama içimizin bi yerinde hala, onun yaptığı işlerin, hayatımızdaki yerinin farkında olduğumuz kadın.
Bi zamanlar, hani ben çalışan bir kadın olacağım ve kendi paramı kendim kazanacağım ya, çok kazanıp dadı tutacağımı söylemiştim kendime. Hizmetçi, aşçı ya da yardımcı değil, dadı. Bildiğiniz sevimli, çocuklara bakan dadılardan.
Anneanne kurabiyesinin yerini tutmaz ya, insan yerine kyacak bir şey de arıyor...