6 Kasım 2007 Salı

tanrı istemezse yaprak düşmezmiş..

canım sıkkın.
uykum var.
geçen gece uykuyla ilgili bir şiir yazmıştım ama daha "aa şiir yazdım" derken unuttum. ellerim, yağlanmayan makineler gibi paslı. yazamıyorum. yazdıklarımı algılayamıyorum. buralar beni bunaltıyor. acı olan tarafsa insanın ölmek isteyememesi. istediği anda pişmanlık duygusunun pençesine düşmesi. bilmiyorum. gerçekten. bir sivrisineğim galiba. evet. dışarılarda gezen bir sivrisinek. hayat da evin içi. camlara çarpıp geri dönüyorum. kimse hayatın penceresini açmıyor bana. böyle donuk birşey hayat benim için. içine karışamadığım. çarpıp geri döndüğüm. gayb vardı, perec'in kitabındaki bir karakterin uydurduğu bir hikayenin kahramanı. o geldi aklıma. sanırım orada öyle bir sahne vardı. bir bölüm ya da... artık her kim nasıl adlandırmak isterse. şimdi o bölümü anlatamayacak kadar yorgunum. kitabın ismi kayboluş. hiç "e" harfi kullanılmadan yazılmış ve aynı şekilde hiç "e" harfi kullanılmadan çevrilmiş bir kitap. belki de dünya hiç "ben" (ismim gizli benim) olmadan yazılaydı da kimse fark etmezdi. tanrı mahşerde kullarını topladığında ben bu dünyayı hiç ".... ..." olmadan yarattım dediğinde kimse "kayboluş" isimli kitaba şaşırdığı gibi şaşırmazdı bu duruma. neden? e çünkü zaten beni hiç bilmemiş olurlardı ve hiç bilmedikleri benim eksiliğim onları neden şaşırtsındı ki?
bilmiyorum işte.
canım sıkkın.
ve sürekli uykum var..........
allah'ın işine karışılmaz..

Hiç yorum yok: