27 Eylül 2008 Cumartesi

hayy hayy...

aynı gökkube altında yaşadığımızı düşünmek; milyonlarca, milyarlarca insanla... bir kez bile nazar etmediğim, edemeyeceğim; teninin dokusunu, gözünün rengini bilmediğim, bilemeyeceğim; gülümserken, ağlarken, düşünürken, kızgınken ne şekle büründüğüne şahitlik etmediğim, edemeyeceğim birçoktan da çok yüzün aynı göğe zamanın bir anında çevrilmiş olduğunu hissetmek... ah hissetmek! ruhun titremesi... ruhun, bedene hapis olduğunu bir kez daha idrak etmesi! o fark anında birden çok kişi olmak istemek! birden çok insanın gözünün bebeğine dokunmayı dilemek... var olmakla yok olmak arasında, bir uçtan diğerine savrulup durmak... o fark anında, gökkubeye yüzünü sürmek... al demek; al herşeyim, her zerrem senin olsun! al ki evrenin her zerresinde var olayım... bu hapislikten, bu sürgünden, bu ait olamayıştan kurtulayım! bana ağırlık olan her bir parçam dağılsın, erisin; kalıbım su olsun, aksın; ben olmadan olayım!... ah, hürriyet! hürriyet... "hamd ü senalar... hamd ü senalar... dost ile bayram kıldı bu gönlüm"

Hiç yorum yok: