7 Kasım 2008 Cuma

düş-tüm!

bir bisikletim olsun. kırmızı. ama pastel kırmızı. ben onunla aydınlık sokakları dolaşayım. öyle sokaklar ki kediler gibi olsun. güneşin yumuşak ışıklarını tembelce eritsin bedeninde. kaldırım kenarlarında tabureler olsun. birinde bir amca gazete okusun. kalın gözlük camları olsun. şişe dibi gibi... anlayalım ki miyop. yanındaki bir amca da eskimiş bir kahve fincanından türk kahvesi içsin. misler gibi koksun kahve... sokak dolsun taşsın o koku ile.. kimsenin acelesi olmasın. kimse mavi olmasın. pencere önü çiçekleri selamlasın beni pedal çevirirken. insanlar konuşmasın. manavcı meyvelerine su sepsin. garsonlar tatlı servisi yapsın. ama konuşmasın kimse. gördüklerim birleşsin ve yüze yayılan sahici bir gülümseyişe sebep olan renkli bir sessiz film olsun. kimse mutluluktan ölmesin, huzur içinde yaşasın. aheste olsun, rahat olsun, mutluluk peşinde koşmasın kimse; ama neşe aksın balkondaki teyzenin asadurduğu çamaşırlarından. iki çocuk otursun kaldırım kenarında. onlara el sallayayım derken dengemi kaybedip düşeyazayım bisikletten; karınlarını tuta tuta gülsün çocuklar. sanki kaldırım onları gıdıklıyor gibi. ben de güleyim. ağız dolusu... gidip yanlarına oturayım. birlikte bağıra bağıra şarkı söyleyelim. çocuklardan biri haşin bir rock gitaristi taklidi yapsın. geberelim gülmekten. ama kimse duymasın bizi. biz bize eğlenelim... sonra vedalaşıp ayrılayım yanlarından. atlayıp bisikletime, mırıl mırıl şarkı mırıldanayım, bu ikindi vakti kedilerini andıran sokağı arkamda bırakırken. mırıl da mırıl... derken bana kamyon çarpsın!