23 Aralık 2008 Salı

içlenme

v.yaka'ya bir zaman, bir kahve içimlik sohbetimiz esnasında söz vermiş idim daha çok yazacağıma bloguma. ama olamadı bir türlü. olsun istiyorum. neden olmadığını düşündüğümde, çok düşünüp az eylediğim gerçeği ortaya çıkıyor... düşünmek, insanın kendine kurduğu en tehlikeli tuzaklardan olabilir. çok düşünüp az konuşmamız salık verilse de burada iki farklı "düşünmek"ten bahsedildiğini düşünüyorum. incelemek, inceltmek, damıtmak, özünü söyleyebilmek için gerekli olan düşünmek ile beni eylemekten alıkoyan düşünmek arasında çok fark var. iki resim arasındaki 7 farkı bulma görevini sana bırakıyorum canım okuyucum. arım, balım, peteğim okuyucum... varsın değil mi?

4 yorum:

içe dönük blogger dedi ki...

varım.
çok düşünüp az eylemek hali bana tıkanma gibi gelir, boğazda düğüm gibi, bir zaman sonra sesi kısar.
toprak altından çıkamayıp sıkılan tohumcuk gibi.
böyle geliyor bana. bir de ben v yakayı da severek okuyorum, gidip ona da merhaba diyim :)

kibrit kutusu dedi ki...

toprak altından çıkamayıp sıkılan ve dahi çürüyen diyebilir miyim müsadenizle içe dönük bloggercığım... ellerinize sağlık:)

v.yaka dedi ki...

gittim gittim geldim sohbetimizden sonra, nice zaman... lakin bugün görüyorum ki, düşünmek eylemine dair yaptığın eylem değdi gidip gelmelerime. bu mudur, budur!

sevgili içe dönük blogger, merhabanızı eksik etmeyiniz. selam olsun :)

v.yaka dedi ki...

eskileri okurkan gözüme ilişti, "içlenme"ni hatırlattı bana, ekleyiverdim.

beklerken

Durarak yapılan yegâne eylem durmanın kendisi olduğu halde, beklemeyi durmakla eş gören ve bunu kendinden müstakil bir gerekçeye dönüştürerek eylemsizliğe kılıf biçen bir neslin insanlarıyız. "Doğru zamanı bekliyorum" dillendirmesinin gölgesine kurulup seraptan vahalar seyreyleyen bir neslin birbirine ne de çok benzeyen insanları...

Çocuğunun alnına koyduğu buzlu bezleri yenileyen kadının kıpırdayan dudaklarındadır beklemek oysa...
Toprağın sinesine sardığı tohumu suya doyurma gayretindeki adamın ümitvar ellerindedir.
Allah'ın izni ve peygamberin kavlinin yanına annesiyle babasını katmış kanı delinin kütürdeyen kalbinde...
İlk kez yaptığı yemeği eşine tattıran çiçeği burnundanın gözlerindedir.
Çepeçevre kuşatılmış şehr-i stanbul'un vaktini gözleyen Fatih'in saçlarınındaki Mayıs rüzgarındadır.
Kartal Gözü'nde, Al-Işık üzerinde durmuş Söğüt'ü seyreyleyen Osman Beğ Gazi olası Osmancığın kalbinde yanan Malhun Hatun hayalindedir.

Beklemenin alt yazısı olsa olsa inşa etmek nev'inden okunur. Zira kuytusundan çıkmayanın, taş üstüne taş koymayanın menzile erdiği görülmemiştir.