25 Aralık 2008 Perşembe

vitamin d..

şu aralar d vitamininin kendini iyi hissetmekle bir ilgisi olduğunu düşünüyorum. çünkü güneş açınca içim mutlanıyor. sanki kara bulutlar dağılıyor. herşeye gülümseyebilecek, herkesi sevebilecek nitelikte hissediyorum kendimi. peki d vitaminiyle alakası nedir? şudur: güneşin tenimizle buluşması vücuttaki d vitamini rezervlerini harekete geçiriyormuş. bu biir... ikinci olarak ise... gerçekten ama gerçekten çok kötü hissettiğimde.. yani içimden lütfen beni hastaneye yatırın diye çığlık attığımda gözümün önünden rokalar uçuşur hep. canım hep içi roka dolu ekşili salata ister. hayır çikolata istemez! aynen bunu ister... ve annem bana koca bir kase dolusu rokalı, göbek marullu, ekşili salata yapar. domates de katar içine. sonra ben onu bir oturuşta yerim. başka hiçbir şey düşünmeden. ve bir bakarım ki içimde çığlık atan koro susmuş. gözlerim açılmış yeniden. peki bu ne demek? bu demek ki rokanın içinde de d vitamini varmış, hatta kendisi d vitamini deposuymuş. keşke azcık akıllı olaydım da bilim kadını olabileydim. o zaman rokayı, güneş ışığını ve d vitamini karşıma alıp; bana bakın çocuklar, sizin mutlulukla ilintiniz nedir? ne yapıyorsunuz bu kibrit kutusunun kimyasına da iklimi değişiyor derdim. sonra da oturur tamamen bitkisel mutluluk hapları yapardım ya da bol rokalı güneş ışığı soslu bir salata. bilemiyorum, ben hiç bilim kadını olmadım...

2 yorum:

berivan dedi ki...

The first man I saw was of a meagre aspect, with sooty
hands and face, his hair and beard long, ragged, and singed
in several places. His clothes, shirt, and skin, were all of the
same colour. He has been eight years upon a project for extracting
sunbeams out of cucumbers, which were to be put
in phials hermetically sealed, and let out to warm the air
in raw inclement summers. He told me, he did not doubt,
that, in eight years more, he should be able to supply the
governor’s gardens with sunshine, at a reasonable rate: but
he complained that his stock was low, and entreated me
‘to give him something as an encouragement to ingenuity,
especially since this had been a very dear season for cucumbers.’ I made him a small present, for my lord had furnished
me with money on purpose, because he knew their practice
of begging from all who go to see them.

Gulliver's Travels
Book 3
Chapter 4

kibrit kutusu dedi ki...

şimdi buradan anlamam gereken benim de meagre aspectli olduum mu:P çok tatlı bir alıntı olmuş. ben gulliver'in yolculuklarını ilkokuldayken o yaştaki çocuklar için kısaltılmış bir versiyonundan okumuştum. sonradan okumaya heveslendimse de unutmuşum gitmiş.. şimdi sizin hiç üşenmeyip titizlikle buraya nakletmiş olduğunuz alıntı ile iştahım ziyadesiyle kabardı:) teşekkür ediyorum çook...