18 Mart 2009 Çarşamba

one way ticket

beş buçuk saatlik bir otobüs yolculuğu yapmış bulunuyorum. geldiğim yerde sürekli tuşladığım bir telefon numarası var. heyecanla açılmasını bekliyorum. bir cevap alsam kuş gibi uçup çağrıldığım yere gideceğim. sonra da gerisin geri döneceğim beş buçuk saatte geldiğim yolu. en çok istanbul'a dönüşünün sevildiği şehirdeyim. yolculuk üzerine düşünüyorum. yolda olmak halinin insanın içini açan, gizli odalarına anahtar uzatan bir tarafı olduğuna tanık oluyorum her seferinde. yolda olmayı seviyorum... gecenin içinden aydınlığa doğru ilerlerken otobüs, düşüncelerin hiç ağırlık yapmaksızın gelip sağıma soluma yerleşmelerini; yarı uykulu yarı uyanık okumaya çalıştığım kitapta (amak-ı hayal) beni tokatlayan bir satır ile karşılaşmayı seviyorum: "Azizim! İnsanlar, mantığı kendi söyledikleri doğru görünsün diye icad etmişlerdir!" gibi... bir anda heyecanlanıveriyor insan. işte böyle, yol ile birlikte geride kalıyor benliğe ilişmiş bazı yükler. hansel ve grathel'in yol boyu ekmek serpmesi gibi serpiliyorlar peşi sıra insanın; fakat kişi dönüş yolunda kuş olup teker teker topluyor taneleri. ankara'nın bile olsa ben gidiş yolunu dönüşünden daha çok seviyorum... sanırım...

14 Mart 2009 Cumartesi

üstü kalsın

bakkal amca bunlar bozuk çıktı demek istiyorum. kafam bozuldu demek istiyorum. kadının çilesi çok, kadın kadının kurdudur, kadının şerrinden... dün ve bugün toplamda iki film izledim. ikisi de tarih sahnesinden ekranlarımıza yansıdı: the other boleyn girl ile duchess. ne gereği vardı da izledik bilmiyorum; fakat ziyadesiyle doldum. efendim, evvela bu erkek çocuk doğurma hadisesi bence obssessive-compulsive davranış bozukluğunun temelinde yatıyor. erkek çocuk doğruma takıntısıyla, birlikte olma zorlantılı davranışını gerçekleştiriyorlar, af buyrunuz... sonra bir bakıyorsunuz meğerse krallığı zaten kızıl saçlı bakire bir kraliçe yönetecekmiş. ee, noldu şimdi onca eziyet, entrika... demedik mi size kaderin üzerinde bir kader vardır. ilahi ya hu! içimi darladınız ey evropa'nın karanlık ve kanlı sayfaları! ah hele o düşezceezimin hayatı yok mu?! bir kadına yapılabilecek en büyük eziyet sanırım kendi kanından ve dahi canından olan çocuklarını, prangaları haline getirmek. allah'ım evlerden ırak olsun... ben başka şeyler izlemek istiyorum. önerisi olan yok mu??