6 Eylül 2009 Pazar

gary vs ela

madem öyle, vatana millete bir hayrım dokunsun da senaryo yazımı ile ilgili şimdiye kadar öğrendiklerimi ve şimdiden sonra öğreneceklerimi buraya aktarayım.

mesela bir senarist-yönetmenin (ela their) seminerine katılmıştım. son çektiği kısa filmin gösterimini de yapmıştı (çok beğenmiştim). bu filmden hareketle uzun metraj çekecekti bu yaz sonunda, çekimler bitmiş olmalı. tabi ihtiyaç duyduğu bütçeyi buldu ise... ki düzenlemiş olduğu seminer bir yerden sonra fund-raising (finansal kaynakları arttırma mı desem ne desem?) aktivitesine dönüşmüştü.

neyse...

bu hanım kızımız senaryo yazımı ile ilgili kısa bir egzersiz yaptırıp şunu söylemişti temel olarak: iyi bir senaryo yazabilmek için bir ya da birçok karakterin ulaşmak istediği bir hedef olmalı ve karakter(ler) hedefe ulaşmaya çalışırken engellerle karşılaşmalı.

yani bir önceki yazımda zikrettiğim gary'nin öne surduğu "iyi senaryo şöyle olur" tezinin ilk aşaması gibi sanki ela'nın söylediği. gary diyor ki "karakter birşey ister. en nihayetinde istediğini elde ettiğindeyse bunun aslında ihtiyaç duyduğu şey olmadığını anlar" ne gibi mesela en basitinden? para ister, bu uğurda köpek gibi çalışır; sevgilisini, ailesini, dostlarını ihmal eder... istediği paraya kavuşunca bir de ne görsün? yapayalnız kalmış. e ben bu parayı niye istiyordum ki? esas benim ihtiyacım sevdiklerimle "kaliteli zaman geçirmekmiş" der... nedense aklıma hemen "devil wears prada" (şeytan marka giyer) ve anne hathaway'ın canlandırdığı karakter geldi.

evet, gary bunu söylerken ela sanki bu tezin son kısmını yutup şunu diyor: "karakter birşey ister (bir amacı vardır) ve bu amaca ulaşmak için çabalar. önüne engeller çıkar hep. sonuçta amacı ya elde eder ya da edemez". gördüğünüz gibi burada "s/he realizes that what s/he wants is not what s/he needs" (ingilizce söylenişini çok sevdiğim için yazmadan duramadım artık. "istediği şeyin ihtiyaç duyduğu şey olmadığını fark eder") kısmı yok.

bunu evde deneyebilirsiniz. korkulacak birşey yok. bir hikaye atalım ortaya. çok basit bir örnek verelim: yeni evli bir çift var (isimleri, cisimleri, ne yiyip ne içtikleri, hangi işle iştigal edip etmedikleri... size emanet). x şehrinde yaşıyorlar. kadının, anne ve babası y şehrinde yaşıyorken babanın vefatı üzerine anne, kızının yanına taşınmaya karar veriyor ve dahi bunu gerçekleştiriyor da. artık aynı evde yaşamaya başlayan bir çift, bir de (kayın)anne var. gördüğünüz gibi basit bir çıkış noktası. şimdi, bu üç karakterder birine ya da her birine birer amaç bulup bir hikaye oluşturmak sizin elinizde. isterseniz deneyin, bakalım nasıl birşey ortaya çıkacak? hatta isterseniz bir de gary'nin tezine uygun biçimde deneyin. ya da "amaaan bana ne! benim hayatım olmuş binbir gece masalı... bununla mı uğraşacağım?!" da diyebilirsiniz. deyin yani, ben anlarım...

Hiç yorum yok: