16 Eylül 2009 Çarşamba

olmak ya da olmamak...

fiziksel mesafeleri yoğun olarak hissettiğim bir dönemdeyim. bazen kimse akıl vermesin, yol göstermesin, birşey önermesin, deneyimlerini paylaşamasın da sadece sarılsın istenir... işte öyleyim. gözlerimi kapattığımda gri taş duvarlı yollar görüyorum. bir tanesinin sonunda bir dönemeç var. o köşeyi dönünce kayboluyorum. o kadar işte... orada bitiyor hikayem. nasıl rahatlıyorum... nasıl hafifliyorum. ama kimse görmüyor. o köşeden sonra kaybolmuşum çünkü. üzerimdeki göz bağlarını çözmüşüm tek tek... iki kanat takıp uçmuşum. en derin uykudan daha derin bir kuyunun dibinden gökyüzüyle buluşmuşum; yüzümü sabah güneşiyle yıkamışım; pastel boyalı bir yol kenarındaki çalılardan böğürtlen yemeye dalmışım gibi... akşam ezanına kadar sokakta oynayıp daha eve varamadan merdivenlerde uyuyakalmışım gibi... allah'ınız aşkına değmeyin... üstümü örtün sadece, yaşamaya doymuşum.

1 yorum:

aslı dedi ki...

bağrıma basasım geldi kibrit kutusumu...