25 Ocak 2010 Pazartesi

açık mektup

gene aynı yerde duruyorum. paketlenmiş bir halde milföy hamurları, pizza kutuları, buzlu köfteler ile birlikte dondurulmuş gıda reyonundayım. birisi beni alıp mikro dalga fırında ısıtsa bile kimseye bir faydam dokunmaz. vitaminsiz, lezzetsiz... sadece midedeki gurultuları bastıran plasitiğimsi bir nesne gibiyim.

dünyada neşeli bir sürü insan var. dünyada ve çevremde. bunlardan biri belki de sensin. bakışların bu satırlar üzerinde dolaşırken, paylaşmak istemediğin bu kasvet karşısında belki memnuniyetsizlikle suratını buruşturuyorsun. ya da bu sayfayı yukarıdaki çarpı işaretine tıklamak suretiyle kapatacaksın. eğer gittinse ben gene boşluğa sesleniyor olacağım. etrafımdaki herşeyi küle çeviren boşluğa.

neden böylesin sen?, diye sormuştu üç-dört yıl evvel yakınımdaki. bilmiyordum ve hala bilmiyorum. bazı teorilerim var evet ama gerçekliklerini kanıtlayamam. çünkü hayat bir laboratuar değil ve günümüzde gerçeklik hala amprik verilerle ölçülüp tartılıyor.

neşeli insanlar sinirime dokunmuyor, hayır. hayranlıkla iziliyorum onları. sanki yaratıcıyla yakın bir bağ kurmuşlar gibi... yüzleri parıl parıl, ne güzel. sanki, bende doğuştan eksik olan bir meziyetle donatılmışlar gibi. allah yokluğunu göstermesin.

new york'a dönmeden önce istanbul'da geçirdiğim son günlerde kendimi her adımımı "yanlızım" diye atarken buldum. yalnızım, çok yalnızım... dramatik bir tonda değil ya da dilime dolanan arabesk bir şarkı gibi de değil... acımasız ve soğuk bir gerçek gibi... gördüğüm herşeyi buz rengine boyayan ve beni iten ve beni dışarıda bırakan ve beni...

neden böyleyim ben? bilmiyorum. kendimi bilmeye çalışmaktan yoruldum. var olmayan bir tevekkül haliyle etrafımda olan biteni sanki sonsuz bir olgunlukla karşılıyormuş gibi görünmekten de... düpedüz mutsuzum ben. artık hangi mitolojik tanrıysa kulların mutluluğundan sorumlu, okunu bana çevirmiş, sonra hülyalı bir su perisinin şıkırtılı şarkısına kulağı takılınca.... ıska!

teselli istemem, benim için bir kiralık katille anlaşın yeter.

15 yorum:

aslı dedi ki...

ben anlaştım bir kiralık katille, seni metroda bekliyor olacak.

http://www.youtube.com/watch?v=tkFIq0vKufI

Adsız dedi ki...

sen benim işkenceme son ver ben de senin:) bir şey farkettirmez biliyorum ama sana bir haberim var çok insan var yalnız( basit bi yalnızlık değil buz gibi yalnız, umarım anlatabilmişimdir:)) ve bunun da farkındalar değişmeyeceğinin de bu durumun. dün bir tv programında çok neşeli bir adam gördüm, gözlerinin içi parlıyordu adamın ve anlayamadım, kavrayamadım nasıl bir his, nasıl bir ruh hali olabilir bu dedim. Çıkış yolu var mı bilmiyorum ya da yollarımızı kapayan bizler miyiz bilmiyorum. saçma olucak belki ama bu yalnızlık hissini benim gibi anlayabilen insanlar olması bana bir nebze olsun normallik hissi veriyor. çok da kayıp değilsin be diyorum kendime ya da çok da görünmez değilsin. belki de devam edebilmek için kendimi kandırıyorumdur:) bunlar teselli değil, geçicek sabret cümleleri de değil, kabullenmek lazım da demiyorum, mesaj kaygısı hiç yok. sadece yok çoğu insanın birbirinden farkı, biz göremiyoruz, kendimizi yabancılaştıran biziz, kimse bulmasın diye saklayan. çok yazdım peki sustum ben:)

kibrit kutusu dedi ki...

aslı, dostum! tarzını sevdim. böylece sen ve ben bir filmde oynamış olduk...

bu arada ben bir tek mavi'yi izledim.

kibrit kutusu dedi ki...

eskiden şöyle düşünürdüm adsız: "evet, hepimiz yalnızız. bu paylaşılası birşey değil. ama yalnızlık bizim ortak noktamız, zeminimiz. bizi birbirimize benzeten, birbirimize yakınlaştıran ve belki merhamet duymamıza yardımcı olan". sanırım böyle düşündüğüm günler, güzel günlerdi. şimdi şöyle hissediyorum: birine ilik nakli yapacak olsam, kemiklerimin içinde dolaşan sıvının yalnızlık olduğu anlaşılacak ve kırılmışlığımla kalacağım. kemik kırığı da amma acıtır. herneyse... yok birbirimizden farkımız evet, ama bu cümle ancak bir grup terapisi odasında kucaklaşmaya yarıyor... susmayınız rica ederim... ne güzel konuşuyorduk :)

Adsız dedi ki...

doğru bazen bende acaba diyorum kendime terapi olsun diye mi böyle düşünüyorum:) ama üzgünüm böyle değil olay. herkes aynı şeyden şikayet ediyor. belki birinin yalnızlığı daha çok acıtıyodur belki diğeri bunla idare edip günü geçiriyordur. belki sen kimsenin asla o acıyı anlamayacağını düşünüyosundur belki ben o yalnızlığı kutsal buluyorumdur ve müdaheleleri hakaret kabul ediyorumdur kimbilir:) ama çok insan var ki böyle bu kadar şey yazılıp çizildi üzerine, konuşuldu senden benden sonrada birileri çıkıp anlatıcak yalnızlığını. ben sadece bunu söylemek istedim yoksa gelin elele tutuşalım birbirimize iyi gelelim kaygım yok:) ki biliyorum da ne sen bana ne ben sana gerçekten anlatabiliriz dertlerimizi dedi adsız:)

kibrit kutusu dedi ki...

tam anlama
tamamlama

...

:)


yalnızlıktan daha ziyade neşesizlik yoruyor beni şu günlerde. bu da geçer mi ya hu? dedi kibrit kutusu.

NiLaY dedi ki...

bence insanların gözlerindeki neşeler sahte değil ama geçici, o anlık.. tüm sıkıntılara inat bir dışa vurum.. bendeki yalnızlıksa etraftaki kalabalığın sahte yüzleri, en ufak bir olayda etrafından kaçan herkesle suratına tokat gibi çarpan, teksin tek kalacaksın sesleri...

Adsız dedi ki...

adsız bi süre düşündü taşındı neşesizliğe bi çare bulamadı:) ek süre talep ediyor :)

Adsız dedi ki...

eskiden kasetçi denen bir olay varken bryan adams'ın "on a day like today" albümünü almıştım ve çok neşelenmiştim.soğuktan sıcağa geçerken bir kahve neşelendirir beni. iyi bir müziği pek az şeye değişirim ve eğer yeni bir müzisyen bulursam dinlemek için buna bayılırım ( kitap için de geçerli bu:)). bir de geçen hafta deli gibi çalıştım ve aldığım bir arpa boyu yol beni neşelendirdi. bunların dışında neşeli olmanın tanımını ya da yolunu bilmiyorum yolu varsa da bana fayda etmez bundan eminim:)

kibrit kutusu dedi ki...

adsız bir kahramansınız efem ;)

NiLaY, bence de insanların gözlerindeki neşe sahte değil...

Adsız dedi ki...

adsız "once" filminin soundtrack albümünü tavsiye ediyor 3-4 sene gecikmeli keşfetti de :)

Adsız dedi ki...

Harika bir ifade tarzı.
belki şahsıma ait çözüm önerisini sizin gibi değerli kişilerin yüksek ifade tarzıyla ambalajlayıp bir kaç merdiven yukarı çıkaramam ama yinede acizane bir kaç kelam etme zorunluluğu içine girmiş gibiyim...
şöyle bir hayal ediniz.devir asrı saadet olsun.hanei saadette insanlığın iftihar tablosu.yürüdüğü sokaklarda misk kokusu.yüzü gülerken gönüller binlerce güller açar.kalbinden yayılan ışık tayfları mecnun ediyor herkesi.siz o asırda olsaydınız ve yalnızlığın ve dahi mutsuzluğun en dibine vurmuş olsaydınız miskale zerrateyn bir elem ve üzüntü duyacağınıza ben binden bir ihtimal veriyorum.
Belki çok dini bir yaklaşım oldu ve belki sizi tatmin edici de olmadı.Lakin şunu bir daha söylemekte fayda var-DİKKAT EDİN KALPLER ANCAK ALLAHI ZİKİRLE TATMİN OLUR! "
İşte bu gün o fahri kainat(sav) ın bahçesinden bir gönül dostunu bulup onun abı hayat nehrinden içerek letaifi batıniyenizi diriltmeniz dileğiyle.
NOT:A'makı Hayal tavsiye edilir genelde bu tip vak'alarda.Semerkand yayınlarından ulaşabilirsiniz.
Kelamımızdaki kusuru lütfen bağışlayınız.

vedide yalınayak dedi ki...

ben kendi işimi kendim yapmayı severim. anlaşma konusunda da çok iyi değilimdir.

eLif dedi ki...

kibrit kutusu,
hep, bir gün bu "yalnizlik"in ise yarayacagi düsüncesiyle kendimi teselli ediyorum. bu kadar ise yaramaz birsey olmamali..
kim bilir...

kibrit kutusu dedi ki...

eLif,
aile terapisi alaninda `sistem teorisi` diye bir yaklasim gelistirmisler. cok kisaca ve ustunkorucesi soyle: canlilar,her daim bunyelerindeki dengeyi korumak isterler. bir sekilde de bunye dengelenir. homeostasis diyorlar buna. bu yuzden eger ki bir ariza turemisse bu aslinda bunyede olan bir eksigi-gedigi kapatmak, dengeyi saglamak icin bunye tarafindan uretilmistir. iste bu biyolojik olgudan yola cikarak psikolojik denge bozukluklarina filan aciklamalar getiriyorlar. her neyse... belki, bu turden bir yalnizligi bunye, insanlarla iliskilerinden cok yara aldigi icin uretmistir. kendini korumak icin. aferin, iyi yapmistir mi? sahsi kanaatim oyle olmadigi yonunde. ya da belki insanoglunun golgesi olan varolussal yalnizlik, baska turden bir yakinlik kurmak icin vardir. ne cok dusunuyor degil mi insan? belki yalnizlik, insanlari birbirine yaklastiran yegane duygudur... belki'ler cogaltilarbilir.

adizlar ve vedidecigim ve eLif ve NiLay ve asli... acik mektubumu okudugunuz icin tesekkur ederim. su an biraz mahcubiyet duyuyorum bu mektuptan oturu. hislerim degistiginden degil belki duygularimi bu kadar asikar ettigimden ya da daha ziyade bu nevi koyultulmus bir hissiyata sizi de surukledigimden. daha ferah pencerelerden bakariz birlikte umulur ki...

hurmetler...