13 Ocak 2010 Çarşamba

ne kadar ah etsem...

bazen üşüyorum. bazen düşüyorum. duruluyor derken. sonra dalgalanıyorum. olmayacak şeylere kızıp içimi kırıyorum. öyle çok isterdim ki şimdi bir fındık kabuğuna sığabilmeyi.

bazen herşey ağır geliyor. sanki tüm boşluğu yutmuşum, mideme oturmuş gibi... öyle bir gerçekle yüzyüze geliyorum ki uzaya çıkmışım da oksijen tüpsüz kalmışım gibi... bazen yoruluyorum ben. bazen çok uykum geliyor. fakat gördüklerim uykumu kaçırıyor. belki en tatlı rüyalar beni beklerken...

bazen saçmalıyorum. şimdi olduğu gibi. bazen diyorum ki... keşke sussam. bir gün değil, beş gün değil.... susabilecek kadar yalandan arınmış olsam. ama insanım ben... hakiki bir insan olmaya çalışan...

2 yorum:

hakîr-i pür-taksîr dedi ki...

Bir zamanlar "az konuşup çok düşünenler" ve "çok düşünüp az yazanlar"dan "otuz kişi" bir araya gelip “meclis-i hamuşan”ı yâni “suskunlar meclisi”ni kurmuşlardı. İçlerinden birisi ölmedikçe meclise yeni üye almıyorlardı. Molla Câmi (1414-1492) isimli âlim ve mütefekkir sûfî bu meclise katılmak arzusundaydı. Bir gün meclis üyelerinden birsinin öldüğünü duydu ve toplandıkları dergâhın kapısına varıp edeple beklemeye başladı. Fakat daha önce birisi meclise alınmıştı.

Meclis başkanı dışarıda bekleyen Molla Câmi’ye leba leb su dolu (ağzına kadar su dolu) bir bardak gönderdi. Başkanın amacı kibarca; “doluyuz, size yerimiz yok, bir tek su damlası dahi bu bardağı taşırır” mesajını vermektir. Keskin bir zekâya ve ince bir anlayışa sahip olan Molla Câmi bu “kibarca red” işareti taşıyan bardağın üzerine kuru bir gül yaprağı koydu ve içeri geri gönderdi.


Üzerinde gül kurusu bir yaprak yüzen bardak içeri girince meclistekiler bu daha zarif ve daha zekî cevaba hayran oldular. Aralarına bu değerli âlim ve sûfîyi de almaya karar verdiler. Başkan üyelerin isminin altına Molla Câmi’yi de yazdı ve alttaki toplam “30” sayısının sağına bir “sıfır” daha ilave ederek “300” yazılı listeyi dışarıya gönderdi. Bu... "sizin aramıza katılmanızla değerimiz on kat daha arttı" mesajıydı.

Molla Câmi listeyi eline aldı sağdaki sıfırı sildi ve sola yazarak “030” haline getirdi. Böylece kendisini “solda sıfır” saydı, "bardağı taşıran son damla" olmayacağını anlattı ve meclisin yapısını etkilemeyeceğine işaret etti. Meclistekiler bu cevabı da görünce Molla Câmi’ye sevgi ve hayranlıkları bir kat daha arttı. “Meclis-i hamuşan”ın yeni üyesi önünde hürmetle eğilerek tek bir nefesle derviş selamı verdiler: “Hûû!”

kibrit kutusu dedi ki...

eyvallah...