6 Şubat 2010 Cumartesi

büyük harfler cümle başına

Basitleştirmek lazım hayatı. Mesela, noktalardan sonra büyük harfle başlamadığım için okuma zorluğu yaşattığım yönünde çok haklı bir yorum aldım. Büyük harfleri geri çağırıyorum o vakit... Okumak kolaylaşsın diye. Kimseye zülum etmek değil niyetim.

Basitlik ile bayağılığı ayırmış olmak lazım birbirinden... Bu ayrımın fehminde olarak basitleştirmek lazım hayatı. Üzerinde üç kere, dört kere düşünmek zorunda kalacağımız kararlar olmadan; geceleyin uykularımızı kabuslara teslim etmeden; bir sonraki güne rahatlıkla başlayabilecek, yataktan kalkabilecek gücü hissedebilecek bir hayat örmek lazım... İki ters bir düz değil de böyle düz işte...

Basit... Çok basit... Kin olmadan, intikam olmadan, onun şusuyla bunun busuyla uğraşmadan; mesela geçmişin karanlık dehlizlerinde kaybolmadan... Birisi bana, "tuzu uzatır mısın?" dediğinde; "hay Allah, yemeği tuzsuz yapmışsın, demek istiyor galiba" diye düşünmeden; kalbimi kırmadan ve kalp kırmadan... Basitçe tuzu uzatmak lazım mesela.

Ama bazen tam bir bilmece, tam bir muamma, tam bir labirent olmuyor mu hayat? Yoksa benim algıda bir kırılma mı yaşamam lazım?

5 yorum:

terk-i terk dedi ki...

Basitlik ve bayağılığın ayrılma noktasında bir de baktım üçüncü bir yol daha varmış:çile...
n.f.k gibi ense kökünde boşluğu taşımak.basitlik ve bayağılığın ayrımının ardına bile düşmeden çile bardağından yudumlayıp sarhoş olmak.bence tüm basitliklerin üstünde bir basitlik var bu sekr halinde.öyle ki şair bütün dünyanın debdebesini bakın nasıl da "basitleştirmiş"
Bu nasıl bir dünya hikâyesi zor;
Mekânı bir satıh, zamanı vehim.
Bütün bir kâinat muşamba dekor,
Bütün bir insanlık yalana teslim.
diyerek kainatı nokta kadar küçültmüş.Size acizane tavsiyem yarının değil hakikatın ve sonsuzluğun hesabını yapmanız ve aşağıdaki satırlara kulak vermeniz.
"Niçin küçülüyor eşya uzakta?
Gözsüz görüyorum rüyada, nasıl?
Zamanın raksı ne, bir yuvarlakta?
Sonum varmış, onu öğrensem asıl?"
Vesselam.-intibah-

keyholeangel dedi ki...

astrofizik ihitiyacımı karşılayayım günlük dozumu alayım isterken karanlık madde bloğunda buldum kendimi bir kaç tık sonra da burda..
bir kaç satır okur okumaz tanıdım nedense üslubundan seni, üslub kusurdur derler ama o kadar kusur devrik üsküdar kadısı mişka'nın hizmetkarlarında da bulunur..

kibrit kutusu dedi ki...

bakınız astrofizik sergüzeştiniz sizi ne noktaya getirmiş. adımın astrofizik ile yanyana geleceğini bendeniz hiiç tahayyül edemezdim pek tabii... hürmetlerimi sunuyorum size, keyholeangel...

sayın terk-i terk... tavsiyeniz için teşekkür ederim. herkes nasibinde ne varsa onu yaşıyor işte, kabımız kadar... ne diyelim... emanetiz, vesselam...

terk-i terk dedi ki...

aman efendim sizi ümitsizliğe düşürmek istemedim.lakin aşkın sarayında yer çoktur, kapıda ki yaveri güzine bir selam verseniz o sizi hiç yârin yanına götürmez mi?
bence bir selamlaşmak lazım ama dimi?onunla bir kerecik göz göze gelmeyi ben anlatamıyorum şaire kulak verelim:
"“Bana, yakan gözlerle, bir kerecik baktınız;
“Ruhuma, büyük temel çivisini çaktınız!”"n.f.k
bu ab-ı hayat nehrinden bir zerre de olsa içilmez mi?
bütün bu yorumları sizin bu nehre açık olan bir gönül pencereniz olduğunu düşündüğüm için yazıyorum, bir nev'i de vazife bellemişim bunu, ne yapayım elimde değil.velhasılı kelam hakikatı tez bulanlardan olmak gerek.şairin dediği gibi:"“Tam otuz yıl saatim işlemiş ben durmuşum;
Gökyüzünden habersiz, uçurtma uçurmuşum..." Vesselam.

terk-i terk dedi ki...

kibrit kutusu, hikayelerinize son verdiniz galiba.bizde burada son buluyoruz haberiniz olsun efem...kibrit kutumuzdaki kibritler gittikçe azalıyor.artık güncellemiyorsunuz sayfanızı.facebookta grup açmaya karar verdik tekrar yazmanız için:D.velhasılı kelam bekleniyorsunuz.vesselam