6 Mart 2010 Cumartesi

güneşi kaçan gün

Bugün bir kedinin bir yumakla oynadığı gibi oynadı hayat benimle. İtirazım da yok şikayetim de... Anlamaya çalıştığım kısa anlar oldu, doğrusu bazen onu bile bıraktım. İstedim ki her ne ise gelen, su gibi akıp gitsin üzerimden.

Öyle anlar oluyor ki keder verici bir hadisenin geliş şekli o derece ilgimi çekiyor ki üzülecek yere hayret ediyorum sadece. Bugün, başıma en son gelen şey de canımı acıtmadı denemez ama daha çok şaşırttı. Allah'ım, dedim, ne güzel işletiyorsun herşeyi tıkır tıkır...

Bugün fotoğraf çekmek de istedim; ama sabah, fotoğraf makinemi bulamadım. Demek o kadar uzun süredir uzağım kendisinden. Derse de geç kalıyordum. Bir koşu çıktım evden. Güneşli bir mart gününü adımlamaya başladım. Güzel şarkılar söylüyordu i-podum kulağıma. Sonra dün akşam yazdığım komedi filmi sinopsisinin ilk bölümünü okudum derste. İnsanlar güldükçe neşelendim. Birkaç saat sonra... Öğle güneşinin sıcağıyla mayışmışken; günışığı içimizi ne de güzel ışıldatıyor değil mi? derken bir dostuma, yeryüzüne serpiştirilmiş gözle görülmeyen, elle tutulmayan kara deliklerden birine düştüm. Beni hayretler içine attın Allah'ım! Orada kaldım ...

...

Dur bakalım daha neler göreceğim bu gözlerle?

3 yorum:

Moonshine dedi ki...

guzel guzel.. yazilarinin daha sIklasmasini begeniyle izliyoruz. :)

hakîr-i pür-taksîr dedi ki...

kediler meraktan ölürlermiş....yumak mı?onun sebebi olurmuş...Oysa ki hayat dolanacağı yumaktan habersiz onunla oynarken yumak istikrarsız olarak oraya buraya dolanır durur.İşte bu istikrarsız dolanma onu zafere götürür.İbn-i Haldun'Coğrafya insanın kaderidir.'der sen bu coğrafyada İstanbul da öğrendiğin bu şeyi götürdün yanında kibrit kutusu.Eğer çokta sıkılırsan içinden bir kibrit çıkar ve yak hepsini yada bi cigara yak kibrit kutusu...

kibrit kutusu dedi ki...

teşekkür ederim Moonshine:) Virginia'ya kulak verme gayretindeyim.

bazen gerçekten bir cigara yakmak istiyorum hakîr-i pür-taksîr... sonra o da geçiyor...