8 Mart 2010 Pazartesi

kibrit kutusu'nun mülakatlarla imtihanı

Mülakata hazırlanmanın bir yolu var mıdır? Varsa bile benim için artık çok geç... Yarın sabah NYU-Tisch Sinema bölüm hocalarının üçü benimle "sohbet" ediyor olacak. Tebliğ sunmakta üstüme yoktur, hatta en keyif aldığım anlardandır; fakat iş mülakata gelince...

Altı sene önce Boğaziçi Üniversitesinde bilişsel psikoloji yüksek lisansına başvurduğumda yaptığım mülakat evlere şenlikti. Karşımda yedi-sekiz bölüm hocası, hepsinin gözleri üzerimde... Sol yanımdaki bilişsel psikoloji alanında uzman olan hoca, lisans tezime dikkatli bakışlar atarak: "bu tezi sen mi yazdın?" diye soruyor. İçimden "resimleri annem çizdi, yazılı kısmı da eş-dost beraberce tamamladık" desem de dışımdan şaşkın şaşkın "eveet" diyebiliyorum. Sonra üst üste üç soru geliyor. Ben üçüne de: "Hatırlamıyorum" diye cevap veriyorum. Ve son soru: "Bilişsel psikolojinin hangi alanında çalışmak istiyorsun?" Cevap: "Hafıza!"

O zaman bu ironinin farkına bile varmamıştım. Şimdi aklıma geldikçe gülüyorum. Gözümün önünden gitmeyen bir diğer görüntü ise bir bölüm hocasının üst üste acayip sorular sorup (1- Gelmeden önce websitesine girip kim var, kim yok diye baktın mı bari? 2- Kimler varmış? 3- Neler yapmışlar?) benim çaresizce cevap verişimi izledikten sonra elini masaya yavaşça vurarak: "Başka sorum yok..." demesi. Sandelyeden can havliyle fırlayıp: "Ben masumum!" diye bağırasım gelmiş ve fakat takdir edersiniz ki kirpiklerimi kırpıştırmakla yetinmiştim. Allah'tan tam karşımda oturan beyaz saçlı ve sakallı bölüm başkanı tatlı gülümsemesi ile beni biraz olsun rahatlatıyordu. Yoksa stresten ölebilirdim. Gerçi sonradan şunu öğrendim ki o dönemki bölüm başkanı hiç beyaz saç ve sakallı olmamış. Hep siyah imiş saçı ve sakalı. Belki de stresten bir süreliğine ölmüş sonra da hayata geri dönmüşümdür.

Benim için işin en şaşırtıcı tarafı bu mülakata rağmen beni bölüme kabul etmiş olmalarıydı. Sanırım annemin lisans tezimde çizmiş olduğu resimler onları bayağa etkilemişti.

Her neyse... Bakalım yarınki mülakatımdan nasıl maceralarla döneceğim? Son onbeş gündür beni bu mülakat yüzünden kaygılı gören herkesin iki tavsiyesi oluyor: "Kendin ol, yeter!" ve "Onlara, bunu ne kadar çok istediğini göster!" Benimse aklıma şunlar geliyor: Ya benim kendim olmakla ilgili problemlerim varsa mesela? Ya birşeyi çok istemek benim hayat felsefeme uygun değilse? Sütten ağzım çok yandıysa? Annem tanımadığım insanlarla konuşmamı ebediyyen yasakladıysa? Niye burada soruları ben sormuyorum, bebek?

Hep çengelli sorular... Hep...

...

Hayır dualarınızı ve iyi dileklerinizi eksik etmeyin Mr. Anderson!

7 yorum:

enes güler dedi ki...

merak buyurmayın sevgili kibrit kutusu. mr. anderson ve şürekası size duacı olacaklar. hayırlı ve uğurlu olmasını temenni edecekler.

kibrit kutusu dedi ki...

mr. anderson ve şürekasına şükranlarımı sunuyorum o vakit... inşallah uyuyabilirsem, sabahki mülakatım duaları vesilesiyle iyi geçecek diye düşünüyorum.

vedide yalınayak dedi ki...

ben sanatçının gerilim altında olanını severim. ne şahane yazı olmuş bu böyle ya hu :)

kucaklar, öperim.

kibrit kutusu dedi ki...

canım vedideciğim.. mülakat bitti. onun hakkında da bişeyler yazarım inşallah. sen beni kucaklayıp öptüğün için mülakat sırasında sakindim.. gene yapsana, şimdi biraz canım sıkıldı geriye dönük olarak.

vedide yalınayak dedi ki...

"hadi baba gene yap! gene yap babba gene yap!"

ben sonucun hayırlı olacağına bütün kalbimle inanıyorum. böyle düşünmeme yetecek düşüncelerim var :) umuyorum ki hem hayırlı hem kısa hem uzun vadede sevindirici bir sonuç olur.

geriye dönük sıkıntıların bir çoğu vesvese ile alakalı olabiliyor diyor, sıkmayınız kuzum canınızı diye ekliyor temenna ile huzurlarınızdan ayrılıyorum.

seyyarat dedi ki...

Merakla bekliyorum ayrıntıları. Ben de kendi mülakat anılarımı andım bunu anlatırken arkadaşıma.

kibrit kutusu dedi ki...

nihayet yazdım ama biraz uzun oldu...