19 Mart 2010 Cuma

olmadı böyle...

ya bir teselli ver ya da bir biskrem... bazen düşüyorum ya, elimden tut beni kaldır. aklımda hep şu var: bir anne, bir de baba, ortalarında bir kız çocuğu; biri tutmuş bir elinden, diğeri öteki elinden hoppala yavrum hoppala... uçuyor muyum anne? düşüyorsun kızım... bazen de üşüyorum ama. çünkü uyuyanın üstüne kar yağar yavrum. uyandırsana beni o zaman... "hemşerim, kalk geldik" dese biri, sanki yolun sonuna gelmişim gibi. o da olur ya birgün, o gün neden bugün olmasın? çok uzağım... çok. en ufak bir taş düşse göle, dalgalanıyor içim. berrak bir su olmak istiyorum artık ben, yeryüzünde dolaşan. elim ayağıma dolaşmasın fakat, elim ayağım olmasın hatta... bakın, işin doğrusu; içimde biriktirdiklerimi apaçık söyleyemediğimden dolanıyor bu kadar laf. sanki yaralı ve daha da beteri, irinli bedenini gözden saklamak isteyen takıntılı bir insancık gibi kat kat kıyafet giydiriyorum kelimelerime. kıfayetsiz kalıyorlar... aslında söylemek istediğim... her neyse...

4 yorum:

seyyarat dedi ki...

O kadar kıyafete rağmen bu kelimeler yan yana gelince böyle güzel oluyorsa havalar ısındı hazır bir katını çıkarsan da daralıp bunalmasalar.

kibrit kutusu dedi ki...

evvela tesekkurler... sonrasina gelince, cok isterdim vallahi...

esatir dedi ki...

Efem kalem ve kağıt arasındaki yolculuğunuz ne alemde?Yazmak insanı geliştirir, çok gelişince de ölebiliriz ama dimi.Velhasılı kelam yazmak iyidir:)Siz en iyisi mi yazmaya devam edin benden söylemesi.
"Bir zamanlar Virginia Woolf sözü tutarak hergün düzenli yazma kararı almış; tabii ki başarılı olamamıştım. Şimdi de Samuel Beckett'in "denedin, yenildin... gene dene, gene yenil; daha güzel (ya da iyi) yenil" sözünü tutarak bu düzenli yazma işine tekrar başlıyorum. İnşallah... Bakalım... Nasib..."

kibrit kutusu dedi ki...

vallahi bu durum rüyalarıma bile giriyor. geçen gece rüyamda sözde bir günde iki kayıt birden girmişim bloguma. şaşırıyorum.

teşvikinizden ötürü size de teşekkür ederim...