29 Nisan 2010 Perşembe

bazı gerçekler uzun, bazı masallar kısaymış...

şöyle bir inanış var ki uzun süre boş kalan evleri cinler periler mesken edinirmiş. buradakimseyok'sa eğer... vay halimize!

17 Nisan 2010 Cumartesi

korkuyorum anne, al beni içine...

şöyle oluyor bazen... kendimi, bulunmayı hiç ama hiç istemediğim bir eşikte buluveriyorum. nasıl o noktaya geldiğimi bile anlayamıyorum. bir adım ileri atsam, herşey allak bullak olacak; hayatım idare edemeyeceğim bir karmaşaya sürüklenecek... bunu hissettiğim an geriye doğru koşmak istiyorum. geriye doğru koşup bulduğum ilk dolabın içine saklanmak ve kapısına beş bin kilit vurmak istiyorum. ama geriye koşmak mümkün mü? ah keşke mümkün olsa... ah keşke kaçsam bırakıp... bu olasıklardan uzaklara....

bir yerlerden takılmış aklıma, hatta zaman zaman kulaklarımda çınlar: dönmek de nereye?

12 Nisan 2010 Pazartesi

kibrit kutusu kinder sponsorluğunda bildiriyor

elim kolum bağlandı. inanın bilmiyorum neden? birşeyler olacak... bir yerlerde bir düğüm çözülecek elbet. insan, kelimelerini bile sahiplenemiyor; öyle anlar geliyor ki... işte öyle bir yerlerdeyim. kelam ile sükut arasında... yer ile gök; mavi ile turuncu; gitmek ile kalmak; varlık ile yokluk; portakal ile dut arasında... bir yerlerde... asılı... belki de yeni yıkanmış, mis kokan, bembeyaz bir çarşaf gibi... kurutucuların olmadığı bir ülkede, anneanne eli ile ipe asılmış; tatlı esen rüzgara kendini teslim etmiş, bekliyorum. belki de bu sefer kurumak iç sıkıcı değil. bu sefer kurumak, sonunda bir işe yaramaya başlayacağım anlamına geliyor. bilmiyorum. gerçekten. dedim ya, elim kolum bağlandı. bu kadar yazacağımı bile tahmin etmeden başladım yazmaya, rüzgara kendimi bırakmış bir halde... görelim bakalım, ne çıkacak içimden?

kendine bile süprizli bir yumurtayım ben.

7 Nisan 2010 Çarşamba

bir balkondan izledim...

"canım arkadaşım benim... ne güzel bir gülüşün var. her zaman gülümsüyorsun. sana bakınca içim açılıyor... gerçekten... halbuki bana kalsa hep ağlamak isterim"; dedi sezen aksu, fahir atakoğlu'na dün akşam carnegie hall'de. "aa, ben de!" dedim içimden...


not: bu resmi ben çekmedim, ama kim çekmiş onu da bilmiyorum. sahibinden özür diliyorum.

sonra sezen aksu'dan çocukluğumun şarkılarını dinledim.