2 Mayıs 2010 Pazar

zencefil

ginger. geçen gün kola içerken ağzıma geldi tadı. dedim bu "ginger". kokusunu da biliyorum. traş köpüğüne de koymuşlar çünkü. kokusu var, tadı var, boğazım ağrıyınca süt ve balla karıştırıp içtiğim bilgisi var, görüntüsü bile var; ama türkçe ismi aklıma gelmiyor.

hay allah'ım çıldıracağım.

ginger, ginger, ginger...

sanki türkçe'sini hatırlayamadığım için ne olduğunu bilmiyor gibiyim bu şeyin. halbuki biliyorum. sadece ingilizce ismi aklımda, türkçe ismi yok...

ingilizce her kelimeyi sadece türkçe'siyle düşündüğümde anlamlı oluyor demek benim için, dedim. ve gerisi şöyle geldi... oysa anadiline doğmuş bir çocuğu ele alalım (ve bu çocuk lütfen bilingual olmasın, yani doğduğundan itibaren iki "anadil"e maruz kalıyor olmasın)... onun nesnelerle, duygularla, isimlerle vs. ile muhataplığı anadilinin kavramsallaştırması aracılığıyla olur. referans noktası bizatihi ona söylenen kelimelerden başkası değildir. "biberonunu al" dediğinde annesi, biberonun başka bir dildeki ismine atıfta bulunmaya çalışmaz. "biberon" kelimesiyle bizatihi kendisine uzatılan ve daha önce de uzatılmış olan "şeyi" birleştirir. biberon o şeyin kendisidir. başka birşey değildir... sonra büyüdükçe biberona atfettiği anlamlar değişip derinleşse de isim ve cisim ilişkisi aynı kalır gene de...

dedim ki işte hatan burada. ingilizce kelimeleri türkçeleriyle kodluyorsun. onları bir anlam bütünlüğü - yani kültürün kendi anlam bütünlüğü- içinde öğrenmeye gayret etmiyorsun. sonra da takılıp düşüyorsun. şimdi biraz bu hatamı düzeltmeye çalışıyorum işte.

i. bana başından geçen bir olayı anlatırken "hit it off" kalıbını kullandı birkaç kez. ve ben onun söylediklerinden bunu anlamaya çalıştım; türkçe'de bu ne demek olabilir?, diye düşünmedim. dedim ki kendime otur oturduğun yerde, çeviri yapmıyorsun; bir arkadaşınla dertleşiyorsun. amerikalı olabilir ama o da bir insan...

5 yorum:

seyyarat dedi ki...

Ben bunu Türkçesi ne komik oluyor bunun heheh şeklinde yapıyorum daha çok.
Yalnız bazı kelimelerin Türkçesini hatırlayamama konusunda hiç böyle düşünmemiştim.

kibrit kutusu dedi ki...

belki de sen ingilizce'ye benden daha uzun süredir ve daha yoğun maruz kaldığındandır?

seyyarat dedi ki...

Sanmıyorum. İşte lisede ne gördüysek. Sonra beş yıl film ve dizilerle kurulan bağ.

vildan dedi ki...

bunun gibi bi arkadas da bana 'i'll hit you back' demisti bi defa tam ayrilacakken. Iyi ki ceviri yapmamisim o anda desene:) Sonrasinda kullanmayi hep sevdim bu tumcecigi, aslina bakarsan simdi dusunuyorum da bunu soylerken aklima turkcesi de gelirdi ve turkce boyle bir cumleyi bu denli rahatlikla soyleyemecegimi dusundugum icin belki de ayrica sevmis olabilirim:) bilemiyorum, neyse gec oldu, ben gideyim, i'll hit you back later;P

kibrit kutusu dedi ki...

buralardayiz, bekleriz.. :)