27 Temmuz 2010 Salı

bilsem söylemez miyim?


Bilmek, ne demektir? Mesela üst komşumun benimle domates çekirdeğinin bağırsak problemlerine iyi geldiği bilgisini paylaşması; benim bu söyleneni bildiğimi gösterir mi? Mesela, Türkiye'nin ekonomik durumu üzerine kaynakçalı bir makale okusam bilmiş olur muyum?

Bilmek, öznel bir eylem değil midir? Ateşe elimi soktuğumda yanması, bana ateşin yakıcı olduğu bilgisini kazandırır ve ben o vakit bilmiş olurum. Fakat insan oğlunun, kendine lazım her bilgiyi deneyimlemesi mümkün değildir. Yani bilmek, öznel bir eylem olsa da bilgi salt öznel tecrübeler yoluyla edinilen birşey değildir. O vakit işin içine "güvenmek" girer. Kime güvenmek? Cep telefonunun kanseri tetiklediğine dair tezi araştırıp deneyler yapan ve veriler üreten bilim insanlarına güvenmek. Suyun 100 derecede kaynaması gibi tarihsel bir birikimle ulaşmış olan fizikbilime güvenmek. Restoranda yediğim yemeğin etinin domuz eti değil de dana eti olduğunu söyleyen restoran işletmecisine güvenmek. Yani, bilgiyi üreten ve paylaşanlara ve tabii bilim tarihine güvenmek gerek...

Fakat güvenmek mekanik bir kavram değildir. Organiktir. İçeriden gelir. Bağ kurmakla mümkündür. Bir kuruma güvenmek ne kadar mümkündür mesela? Bu devirde babama bile güvenmeyecek isem kapısından bir kere bile adım atmadığım, diyelim ki, NASA'ya niçin güvenmem gerekir? Öznel deneyimlerle içiçe olan güvenmek ve bilmek, duygu ve eylemlerinin böylesi bir bağlama yerleştirilmesi dillendirilmeyen bir "kaygı" duygusuna sebebiyet veriyor bence. Modern birey aklının gerisinde bir yerde "kaygı" duygusuyla dolaşıyor. Şehir hayatının ortaya çıkardığı sorunların bu kaygı duygusuyla alakalı olduğunu düşünüyorum.

Ve dahi bilmek ancak inanmakla mümkündür diyorum. İster bilimin üstünlüğüne inanmak, ister Tanrı'ya... Biri diğerini dışlar da demiyorum.

***

Neden tansiyonum düşmüş halde uyuklamaya çalışırken böyle şeyler zihnimi istila eder, bunu ise hiç ama hiç bilmiyorum.

***

Bir de evvel zaman içinde okuduğum bir kitap önerisi vereyim madem öyle: "A Social History of Knowledge" - Peter Burke (Mete Tunçay tarafından çevrilen Türkçe baskısının ismi: "Bilginin Toplumsal Tarihi")


25 Temmuz 2010 Pazar

tesadüf mü dediniz?








resim: sheila white











dün gece işimin arasında aklıma düşüverdi. ben de yazdım ki twitter'a: "bazı hayaller o kadar güçlülerdir ki kırılırken çıkardıkları sesi duyarsınız". z harfi yazıldıktan sonra sokaktan bir ses geldi. gürültüyle kırıldı camdan birşey! kimin hayaliydi acaba?

22 Temmuz 2010 Perşembe

amin


olabilecekken ben bir çalı süpürgesi
rüyamda gördüm kendimi
meğerse bir suçmuşum
gökyüzüne uçmuşum
olabilecekken bir karmaşık bilmece
uyanıp kabusumun en tatlı yerinde
olmuşum bir hergele
eli ayağına karışan arapsaçı
ve sahipsiz koşan bu zavallı atı
incitmek belki bir karıncayı
cürmüm
öldüm
olabilecekken
bir çalı süpürgesi
ve değecekken bana elleri
belki çözerdi
....-......-...-.
-----..-.
beni.