26 Eylül 2010 Pazar

hayat güzel-miş...

yorgunum canım... bedenim değil, bakışlarım yorgun. bir yere takıldılar mı mesela, bıraksam bin ışıkyılı orada kalırlar.

dinlediğim şarkılar yorgun.
yorgunum.
canım.

çağırdıklarım var ya... işte onlar, gelemeyecek kadar yorgun. hayallerim, kırılamayacak kadar yorgun. hikayelerim yazılamayacak kadar, nefsim ölemeyecek kadar... yorgun.

işte bu yüzden canım, iki gözüm, özüm... senin gelmen lazım. beni benden soyman, pijamalarımı giydirmen, yatağa yatırman ve üstüme toprak örtmen lazım.

bildiğimden değil, hep yorgunluktan...



2 yorum:

bugun adsiz olayim dedi ki...

ne garip, insan yasadiklarini sadece kendi yasiyor zannediyor, oysa hissiyatlar ne kadar ortak. bu yaziyi 26 eylulde yazmissin, bugun 30 ekim, ve yazdiklarini okurken kendimle konusuyor gibi hissettim. hayat gercekten guzel, ama ben de su an aglayamayacak kadar yorgunum.
bu arada sen umarim hala yorgun degilsindir, bu his bir aydan cok daha kisa surede geciyordur umarim. kasima dinc baslamak lazim degil mi?:)
calismalarinda basarilar dilerim bu arada.
selamlar.

kibrit kutusu dedi ki...

bugun adsiz olayim :)
elbet kasima dinc baslamak lazim.
yapilacak isler, alinacak yollar, gorulecek insanlar var...
ne var ki bendenizi bu yorgunluk hususunda baz almamak lazim galiba. boyle vakit gelir icim bir coker toparlamam uzun surer. insallah sen en kisa zamanda toparlanirsin.
selamlar, sevgiler...