3 Eylül 2010 Cuma

toplanmamış bir oda benle hayat!*

dedim ki bir parça daha uyuyayım. olmaz öyle üç saatlik uykuyla. kaç günlerdir hem de... neler olur da... bu olmaz. öyle mi dedim sahi? kuşkulu... aklımdan birşeyler geçtiği muhakkak. ama öyle mi dedim sahi?, diye sorunca; cevapsız...

tam başımı yastığa koymuştum ki hikayeler üşüştü aklıma. şöyle diyeyim... hayal o ki bir sokakta yürürken parıldayan birşey ilişti gözünüze. yerde duruyor öylece. dur bir gidip bakayım şuna dediniz, sonra kendinize engel olamayıp dokunuverdiniz. simli parıltılı kalınca bir ipliğin ucuymuş meğer. nereye varıyor bu işin sonu diye ipin ucunu tutup takip etmeye karar verdiniz. yok yok... karar vermediniz. oluverdi işte. belki bir yere gidiyordunuz bu parlıtılı ip gözünüze ilişmeden önce. bir işiniz filan mı vardı? aklınızda bir adres... belki biri sizi bekliyordu. artık çok geç... çünkü çoktan yoldan çıktınız.

üç saatlik uykuyla uzun bir güne başlayacak olabilirim ama içimde beni heyecanlandıran iki hikaye taşıyorum. bir saat fazladan uykudan daha dinlendirici oldu aslında... eğer kısmet olur da birini çekersem diğerini yazayım filan... sonra da birlikte buradan kıyasıya eleştirelim inşallah, diyorum. olur mu olur? çok şeyler oluyor hayatın ara sokaklarında...

*içimde bir de jehan barbur'un şarkısını taşıyacağım gün boyu sanırım...

1 yorum:

Adsız dedi ki...

Bu durumun muhteşem manzarası, ben çok daha önce bu bakış açısıyla gördüm sanmıyorum.