4 Ekim 2010 Pazartesi

kimse duymadı

bu akşam
sinematografi dersinde
handheld ve stedicam
(çeviremediğim için kusura bakılmasın)
teknikleriyle çekilmiş filmlere örnekler izledik.
"where the wild things are"
filminin giriş sahnesi de bunlardan biriydi.

dersin orta yerinde. karanlıkta.
perdedeki hayale dalmış iken... gözyaşlarım aktı da aktı.
çocukluğumun acısı çıktı belki.
dedim ki:
çocuk olabilmek için neler vermezdim?

2 yorum:

Haltestelle dedi ki...

Insanoglu ne garip...eminim bir 20 sonra "yeniden genc olabilmek icin neler vermezdim "cümlesini kuracagiz.
Bizi ne mutlu eder anlamam ki,
yaz gelir kis gelse deriz, soguk olur sicagi özleriz.
Iyiki zamani, mevsimleri biz yönetmiyoruz, yoksa basimiz dönerdi bir ileri iki geri gitmekten :)
Küresel kafa karisikligi ;)

kibrit kutusu dedi ki...

insanoglunun garip olduguna, yaz gelince kis istemesine falan filan katiliyorum. ve bu yazilandan su cikarimi yapmanizi da anliyorum. gelin gorun ki o an yasadigim hissiyat su an sizin isaret ettigniz sey degildi.