10 Ekim 2010 Pazar

nefis kesici...

cuma gecesi, oyuncu seçmelerinden dönerken metroda bir müzisyenle tanıştım.

öyle bir kenarda ayakta duruyordum sevgili tripodumla birlikte. derken kocaman bir çanta taşımakta olan bu müzisyen arkadaş bana selam verdi, tripod çantasının içindeki şeyin bir müzik aleti olup olmadığını sordu. sonra öyle konuşmaya başladık. farklı gruplarla çalmaktan hoşlandığından vesaire bahsederken, bendeniz de laf olsun diye: yeni stiller denemek eğlenceli olsa gerek, kendinizle ilgili hep yeni birşeyler keşfediyorsunuzdur; tek bir stilde kalmak sıkıcı olurdu herhalde deyiverdim.

burada bir parantez açıyorum canlarım...

evet, new york kültürü bünyeme sirayet etmeye başlamış. zira burada herkesler bir eğlence arayışı içinde; birşey değerlendirirken ölçüt, o şeyin ne kadar eğlenceli (it's fun, man) olduğu.

işte kurduğum bu cümleyi, hele şimdi bir de yazılı halde görünce, acıklı buldum kendi adıma. ama bu cümlenin kurulmasında da bir sebep varmış elbet!

şöyle ki...

bendeniz bu lafı ettikten sonra değerli müzisyenimiz duraksadı. sonra şöyle dedi; belki de tek bir stilde müzik icra edenler mutmain olduklarından o stilde ısrar ediyorlardır.

cümle bu kadar uzun değildi, nedense tercüme ederken uzadı.

content, dedi. bu kelimeyle o anda karşılaşmış olmak o kadar sessiz ve yumuşak bir tokat gibi geldi ki bana... bilmem nasıl diyeyim? tatmin, memnuniyet, mutmain olmak... ne kadar uzağına düşmüşüm bu şahane kavramların, bu paha biçilemez ruh hallerinin.

ne güzel anlatıyor kendini Sahibim, bir şunun bir bunun dilinden... sayısız ağzı var O'nun, sayısız eli, gözü, kulağı... böyle anlardan, böyle sözlerden daha kıymetli hediye olur mu, a canım? öperim, başım üzere koyarım.

***

hikayemizde adı geçen müzisyenimiz david ashkenazy'dir. inanmazsanız buradan bakın.

4 yorum:

enes güler dedi ki...

ashkenazi derken, yahudi miymiş?

~ o ~

tatmin, mutmain, itminan. güzel şeyler bunlar, latif.

o halde pek muhterem kibrit kutusu, mutmain olanlardan mısınız?

seyyarat dedi ki...

Dinliyorum deminden beri. Boston özlemimi artırdı yalnız.

Ben böyle bir cevap bana tokat gibi çarptığında kaçıyorum oradan. Sen konuşmaya devam edebildin mi?

v.yaka dedi ki...

severim ben senin new york hallerini de... onları okumayı da... karşılaştığın müzisyenleri de... zihnimde canlanan metro karelerini de... öylece, toptan, hep birlikte.

kibrit kutusu dedi ki...

kıymetli enes güler,
adamcağızın soyadı bu ama kendisi o mu bilemem.
diğer soruya gelirsek... mmm... hiç gelmeyelim en iyisi.

seyyaratcığım...
öyle latif geliyor ki o tokatlar bendeniz bir-iki saniye affalayıp sonra sayıklıyorum.

v.yakacığım...
bendeniz de sizi öylece, hep olduğunuz gibi seviyorum...