30 Haziran 2014 Pazartesi

bazı anneler çok mutsuz

bugün bir arkadaşa yazarken fark ettim durumumu. elim böğrümde duruyorum, yazmıştım. evet. ruh halim böyle işte. süreki bir suçluluk, vicdani hesaplaşma ve üzüntü içerisinde elim böğrümde duruyorum. çünkü henüz 2 yaşında bile olmayan ama yakında olacak kızım ile hayallerim, yapmak istediklerim arasında sıkışıp kaldım.

sağlıklı bir gidiş değil. bir gidiş değil zaten. bir tıkanıp kalmışlık hali. kim ne derse desin sözlerin şifa olamadığı bir vaziyet. sihirli değnekler de henüz icat olunmadığına göre? 

bu derde düşmeden önce de elbette sorguladığım birşeydi annelik ve anne-çocuk ilişkisini dışarıdan takip eden babalar. anneliği ne kutsayabilirim, ne de kadınlık meselesinde dışarıda bırakma taraftarıyım. yani bence klasik feminist teorinin biraz ötelediği bir mevzu annelik ve bu büyük bir hata. oysa ne müthiş bir cesaret ve güç meselesi. her kadın anne olmak zorunda değil elbette. ama kadınlığın bu halini dışarıda bırakmak büyük bir kayıp. öte yandan anneliği kutsayarak, anne olmakla ilgili sıkıntılar yaşayan, duygusal sorunlarla pençeleşen kadınları da susturuyor ve malesef yalnızlaştırıyoruz.

her neyse... ne diyordum, evet bu derde düşmeden önce de... fakat en çok bu derde düştükten sonra. çünkü mesela iyice görüyorsunuz dünyanın en güzel en iyi niyetli adamı olsa da kocanızın bir baba olarak sizin kadar kafa patlatmadığını konu çocuk olunca. duygusal olarak nasıl büyük bir yük altına girdiğinizi ve malesef nasıl yalnız bırakıldığınızı hissediyorsunuz. ne kadar çok şeyden vazgeçmek zorunda kaldığınızı. evet muhakkak onun bir gülüşü dünyalara bedel. ama biraz kendinize kaldığınızda, birden aklınıza yazmak istediğiniz muhteşem bir senaryo geldiğinde, okumanız gerekenler birikince, filmler bir bir geçip gidince... o zaman işte bir gülüş yetmeyebiliyor. eksiliyorsunuz gün be gün. ya da ben böyle yaşıyorum... kim bilir. 

bu yüzden sanırım algıda seçicilik eseri sağda solda ne kadar annelikle ilintili şey varsa gelip beni buluyor. ve biraz ağlatıyor. biraz yeni kararlar aldırırmış gibi yapıyor. neticede sanırım herkes kendi yolunu çiziyor. allah'ım bu yolda doğru olanı bulmayı ve onu gerçekleştirebilecek güç ve cesareti nasib et. aklıma mukayyet olmakta güçlük çekiyorum zira. 

işte annelik ve kadınlık ile ilgili gözüme takılanlardan birkaçı:

http://film.thetalkhouse.com/talks/sundance-winner-tracy-droz-tragos-talks-balancing-movies-and-motherhood/

http://www.ted.com/talks/sheryl_sandberg_why_we_have_too_few_women_leaders
(türkçe alt yazısı da var)

http://www.fastcocreate.com/3032424/this-always-ad-asks-what-it-means-to-do-something-like-a-girl
(bu tamamen cinsiyet tanımlamasıyla ilgili farkındalık oluşturmaya yönelik bir reklam kampanyası)