21 Şubat 2018 Çarşamba

el yordamı ile yaşamak

coşkumu çalan herkese aşk olsun. sanırım en başta da kendime. hatta yoldaki işaretleri görmezden gelmekte bu kadar inat ettiğim için en çok kendime.

jung 12 yaşında bir kırılma yaşar. bir an. küçücük bir an sonrası din ve tanrıyla kurduğu bağ temelinden sarsılır. ya da daha doğrusu yeniden yaratılır bu bağ. şöyle adlandırır o an ve sonrasında yaşadıklarını: "doğrudan incil'in ve kilise'nin üzerinde olan her şeye kadir, yaşayan tanrı" deneyimi. yaşayan tanrı deneyimi.

yaşayan tanrı.

deneyimi.

böyle nadir anlar oldu. geldi. ve geçti. ben geçmesine izin verdim. nasıl oluyor aklım almıyor. "yaşayan tanrı'yı dolaysız ve doğrudan hissetmek" ve bu hisse sarılıp hiç bırakmamak dururken kayıtsızca geçişini izlemek. kendime karşı tam olarak ne tür bir cürüm işledim bilmiyorum. yani ismini bilmiyorum. ama epeyce büyük bir suç bu. cezasından anlayabiliyorum. tükenmiş bir coşku ile yaşamaya devam etmek.

envai çeşit gerçeklik palavrasının hayatımı şekillendirmesine izin vermek. o tek ve biricik yaşama şansını korku ile çürütmek. evet. coşkumu çalan herkese aşk olsun. bana gelince... bana aşk da olmasın.

yok olmak zamanı şimdi.

1 yorum:

Adsız dedi ki...

merhaba kibrit kutusu.
yere düştüğünde bile sesini duyabiliyorum. çıkır çıkır ediyorsun. sonra içine elimi uzatıyorum, çeşit çeşit kibritler var, içinde.
sen ve kibrit çöpleri.
bir el geliyor, içinden bi kibrit çöpünü alıyor, sana sürüyor. ve piuuv, aydınlanıyoruz.
düştüğünde bile sesini duyabiliyoruz, dokunduğumuzda senin o sevmediğin, pütürtülülü, siyahlığına; alev alıyor ve aydınlanıyoruz.
karanlığımızın yerini sarı bir alev alıyor, ve oda aydınlanıyor.
yere düştüğünde bile sesini duyabiliyorum.
içinde odaları aydınlatacak onlarca kibrit çöpü var.
sesini duyabiliyoruz.
o sevmediğin siyahlığın ve içindeki kibrit çöpleri ile güzelsin,
sana aşk olsun.